(Pülümür Haber)
Nazımiye’nin Hanköy (Karvan) köyü Murerike mezrasında 1972’de inşa edilen Hüseyin Özmen’in taş evi, bölgenin ustalık geleneğini ve göç hikâyesini bir araya getiriyor.
Taş İşçiliğinin Şaheseri: Hüseyin Özmen’in Nazımiye Murerike’deki Evi
Nazımiye’nin Hanköy (Karvan) köyü Murerike mezrasında 1972’de inşa edilen Hüseyin Özmen’in taş evi, bölgenin ustalık geleneğini ve göç hikâyesini bir araya getiriyor.

Özmen ailesi, Elazığ Hüseynik’ten köye döndüğünde Pülümür Hınzori köyünün efsane taş ustası Hasan Günal (Hasan Çakır) ile anlaştı. Köyün doğusundaki ocaktan çıkarılan, lokum tanelerini andıran süngerimsi taşlar (pur), katır sırtında taşınarak inşaata getirildi.

Usta Ellerin Eseri
• Dış duvarları Hasan Günal, Keşişli Kamber Akkuş ve Veli Buğdayçay ördü.
• İç duvarlarda Murerikeli Kemal Karakaş çalıştı.
• Çimento, Elazığ’dan Uzuntarla’ya getirildi; dar yollarda insan sırtına yüklenip yeniden katıra bindirildi.
• Evin üzerine serilen toprak ise Sülüye yakınlarından getirildi.

Hasan Günal, o günleri şöyle anlatıyor:
“Taşları ocaktan çıkarır, yontardım. İnşaat süresince yaklaşık bir ay Hüseyin Özmen’in evinde kaldım. Sağlam duvar için kireci yakıp söndüreceksin, kum ve çimentoyla karıştıracaksın. O zaman top atsan yıkılmaz o duvar!”

Köy Yaşamının Kalbi
Evin ön cephesindeki üç odadan biri mutfak, diğerleri kiler ve ekmek pişirme alanıydı. Ahır ise evden bağımsız inşa edilmişti. Yeni evin ocağından yayılan taze ekmek kokusu, vadiye çöken sisi dağıtırdı. Saray Hanım’ın sacda pişirdiği ekmek, komşular ve hayvanlarla paylaşılırdı. Bölge halkının ekmeği paylaşma geleneği, köy yaşamının en güçlü simgelerinden biriydi.

Göç ve Hatıralar
Pülümür Vadisi’ne hâkim bu evin mutluluğu yalnızca yedi yıl sürdü. 1979’da Hüseyin Özmen, hayvanlarını satarak Erzincan’a, ardından İstanbul’a göç etti. Ancak “Dördüncü Sürgün”ünde, İstanbul’da geçirdiği bir trafik kazası sonucu 1986’da yaşamını yitirdi.

68 yıllık ömrüne sığdırdığı sürgünler ve gurbet, Özmen ailesinin hafızasında derin izler bıraktı. Bugün Murerike’deki taş evden günümüze kalanlar, hem ustalık geleneğinin hem de göçle şekillenen hayatların sessiz tanığı olarak ayakta duruyor.


(Pülümür Haber, 19 Ocak 2026)
KAYNAK: