DR. ALİ GÖK

DR. ALİ GÖK

(PSİKİYATRİ UZMANI)

Sessizlik bazen zarafet, bazen bilgelik göstergesi olabilir. Ancak eğer bir toplumda herkes susuyorsa, sadece bireyler değil; düşünceler, haklar, duygular da bastırılıyorsa, bu sessizlik artık bir *korku kültürü*nün ürünüdür. Susturulmak, sadece fiziksel olarak konuşamamayı değil; düşünememeyi, hissedememeyi, itiraz edememeyi ve zamanla *kendin olmamayı* beraberinde getirir. *O hâlde soru şudur: Ne zaman konuşacaksın? Ve en önemlisi: *Kimin için susuyorsun? *

Sessizlik Kültürü

Susturulan Toplumların Psikolojisi

Sessizlik bazen zarafet, bazen bilgelik göstergesi olabilir. Ancak eğer bir toplumda herkes susuyorsa, sadece bireyler değil; düşünceler, haklar, duygular da bastırılıyorsa, bu sessizlik artık bir *korku kültürü*nün ürünüdür. Susturulmak, sadece fiziksel olarak konuşamamayı değil; düşünememeyi, hissedememeyi, itiraz edememeyi ve zamanla *kendin olmamayı* beraberinde getirir.

Susturulmanın Bireysel ve Toplumsal Kökenleri

Susturulmuşluk genellikle otoriteye karşı duyulan korkuyla başlar. Bu otorite bir devlet, bir aile, bir dinî yapı ya da bir toplumsal norm olabilir.

Şili’nin sosyalist Cumhurbaşkanı Salvador Allende (1908-11 Eylül 1973), CIA denetimindeki General Pinochet’nin (1915-2006) yönettiği darbe sonucu katledilmişti.

Örnek 1: Politik Sessizlik (Şili – Pinochet Dönemi)

1970’lerde Şili’de General Pinochet’nin diktatörlüğü sırasında, insanlar birbirlerinden bile korkar hâle geldi. Aile içinde bile siyasi konular konuşulmaz oldu. Çünkü bir şey söylemek, ihbar edilmek ve işkenceye uğramak anlamına gelebilirdi. Bu korku yıllar sonra bile sürdü.

*Sonuç:* Sadece bireyler değil, ülke hafızası bastırıldı. Acılar nesiller boyunca konuşulamadı.

11 Eylül 1973’te Şili’nin sosyalist  Cumhurbaşkanı  Salvador Allende’yi devirerek binlerce Şili vatandaşının kanına giren,   emperyalizmin önünde diz çöken, halkına zulüm uygulayan diktatör  General Pinochet (1915-2006)

Örnek 2: Aile İçi Sessizlik (Cinsel İstismar)

Birçok toplumda, özellikle ataerkil yapılarda aile içi istismarlar “ayıp” gerekçesiyle gizlenir. Mağdur konuşmaz, çünkü ya inanılmaz ya da utandırılır.

Sonuç: Mağdur içe kapanır, güvensizleşir ve kendini suçlamaya başlar. Sessizlik burada bir “koruma kalkanı” değil, travmanın sürmesidir.

Psikolojik Sonuçları

1. Öğrenilmiş Çaresizlik: İnsanlar, seslerini çıkarsalar da bir şeyin değişmeyeceğine inanır. Bu da pasifleşmeye yol açar.

2. Kimlik Erozyonu: Kendi duygularını, fikirlerini bastırmak zorunda kalan kişi zamanla kim olduğunu unutabilir.

3. Depresyon ve Kaygı: Bastırılmış duygu ve düşünceler zihinsel sağlıkta ağır tahribata yol açar.

4. Toplumsal Duyarsızlık: İnsanlar acıya alışır. Gördüklerini yorumlamaz, olanı kabullenir. Bu da haksızlıkları meşrulaştırır.

Sessizlik Kültürü Nasıl Kurumsallaşır?

– Eğitim sistemleri; sorgulamayı değil ezberlemeyi öğretir.

– Medya, otoriteye yakın bir dille gerçekleri çarpıtarak halkı yönlendirir.

– Dinî veya kültürel yapı, itaati erdem sayarak sorgulamayı bastırır.

– Aileler, çocuklarına “büyüklerin yanında konuşma”, “başını belaya sokma” gibi söylemlerle itaat kültürünü aktarır.

Modern Örnek: Dijital Sessizlik

Günümüzde sessizlik sadece susturularak değil, *dijital gürültüyle bastırılarak* da inşa edilir.

Gerçekler, “trend” olmayan içerikler arasında görünmez olur. İnsanlar haber bombardımanı içinde tepkisizleşir.

“Korku bizim sessizliğimizdir.”

Sessizliği Kırmak Neden Zordur?

Çünkü:

– Risklidir (ceza, dışlanma, alay).

– Yalnız bırakır (çoğunluk sessizse, ses çıkaran marjinal görülür).

– Alışkanlıktır (susmak öğrenilmiş bir davranış hâline gelir).

Ama Sessizliği Kırmak Şarttır

Toplumlar, ancak sessizlik duvarlarını yıktıklarında iyileşebilir. Bu bazen bir şairin dizeleriyle, bazen bir annenin isyanıyla, bazen bir öğrencinin sorusuyla başlar. Çünkü:

“Susturulan söz yok olmaz, yalnızca hayalete dönüşür.”

Ve hayaletler, zamanla gölgeleri değil gerçekleri takip eder.

Sonuç

Sessizlik kültürü görünmeyen bir zincirdir. Konuşmak, yazmak, anlatmak sadece ifade değil *var oluş biçimidir*. Susturulmuş toplumlar karanlıkta yaşar; ses, bu karanlığı delen ilk ışıktır.

*O hâlde soru şudur:

Ne zaman konuşacaksın?

Ve en önemlisi: *Kimin için susuyorsun? *

Kaynak:

https://www.facebook.com/dr.aligok

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir