ORHAN UĞUROĞLU

Toprakta Karınca, Gökte Yıldız Kadar Çoktular
29 Ağustos 1922… Afyon ovasında gökyüzünü barut kokusu kaplamış, Anadolu’nun her köşesinden gelen Mehmetçik, Mustafa Kemal’in emrinde, vatan toprağını kurtarmak için canını ortaya koymuştu.
Büyük Taarruz’un üçüncü gününde artık zaferin ayak sesleri duyuluyor, Türk milletinin bağımsızlık aşkı cepheden cepheye dalga, dalga yayılıyordu.
Türk ve Yunan Orduları arasında Büyük Taarruz öncesi güç mukayesesi şöyleydi:

Türk Ordusu:
- Toplam kuvvet: Yaklaşık 200.000 asker
- Topçu bataryası: 323 top
- Süvari: 10.500 atlı
Türk ordusunun morali yüksekti
Anadolu halkının desteği tam; Mustafa Kemal, Fevzi Paşa ve İsmet Paşa üçlüsünün koordinasyonu; Cepheye gizlilik içinde yığınak yapılması başarının arkasındaki güçtü.
Yunan Ordusu:
- Toplam kuvvet: Yaklaşık 220.000 asker
- Topçu bataryası: 418 top
- Süvari: 4.000 atlı
Daha modern teçhizat; İzmir ve Batı Anadolu’daki ikmal hattı güçlüydü.
Türk ordusu sayısal olarak Yunan ordusundan biraz gerideydi.
Ancak askeri taktiksel strateji, moral ve disiplin üstünlüğü sayesinde Mustafa Kemal’in ordusu, düşmanı kısa sürede geri çekilmeye mecbur bıraktı.
29 Ağustos’a gelindiğinde, Yunan ordusu Afyon’dan koparılmış, İzmir’e doğru panik içinde çekilmeye başlamıştı.
Kahramanlık Hikâyeleri
26. Alay’ın Direnişi
29 Ağustos sabahı, Tınaztepe sırtlarında mevzilenmiş 26. Alay, Yunan kuvvetlerinin şiddetli hücumuna karşı göğsünü siper etti. Süngü süngüye çarpışan Mehmetçik, “ya şehitlik ya istiklâl” diyerek mevzilerini bırakmadı. Bir erin haykırışı tarihe geçti: “Komutanım, kurşunum bitti ama süngüm var!”
Topçu Ateşiyle Açılan Yol
Topçu bataryaları Afyon’un güneyinde sabaha kadar düşman mevzilerini dövdü. Bir topçu eri, ayağından yaralanmasına rağmen, “Bu top susarsa milletin sesi susar!” diyerek ateşi kesmedi.
Süvarilerin Yıldırım Harekâtı
29 Ağustos öğle vakti, Fahrettin Altay’ın süvarileri düşman arkasına sarktı. Mehmetçik, “Akıncılar geldi!” nidalarıyla Yunan hatlarına korku saldı. Bu hamleyle düşmanın geri çekilmesi hızlandı.
Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, cephede kurmaylarına döndü ve şu emri verdi:

- “Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz’dir, ileri!”
29 Ağustos’ta düşmanın çözülmeye başladığını gören Mustafa Kemal Paşa, zaferin yakın olduğunu biliyordu.
Mavi gözleri ufka çevriliydi; sadece bir orduyu değil, bağımsız bir cumhuriyeti görüyordu.
O gün, Anadolu’nun her köşesinden gelen Mehmetçikler; Balıkesir’den köylü bir yiğit, Erzurum’dan bir dadaş, Konya’dan bir delikanlı, Diyarbakır’dan bir kahraman, İzmir’in işgalini unutmayan bir genç…
Hepsi aynı siperde omuz omuza çarpışıyordu. Onlar kefensiz yatan şehitler, onlar istiklâlin yıldızlarıydı.
29 Ağustos, yalnızca bir cephe günü değildir.
Bu tarih, Türkiye Cumhuriyeti’nin doğum sancılarının hissedildiği gündür. Mustafa Kemal Paşa’nın dediği gibi:
- “Zafer, bir milletin istiklâl aşkını söndürmeye hiçbir kuvvetin yetmeyeceğini ispat etmiştir.”
Nazım Hikmet, bu kahramanlığı destanlaştırarak şöyle yazar:
- “Ve onlar ki toprakta karınca, suda balık, gökte yıldız kadar çoktular; ve onlar ki korkunç ve mübarek elleri, atlarının nallarıyla düşmanı çiğnediler.”
*Kaynak: Yeniçağ gazetesi, 29 Ağustos 2025
https://www.yenicaggazetesi.com.tr/toprakta-karinca-gokte-yildiz-kadar-coktular-948993h.htm