ORHAN UĞUROĞLU

30 Ağustos 1922, yalnızca bir meydan muharebesi değil; Türk milletinin tarih sahnesine yeniden ve sarsılmaz bir şekilde dönüşüdür.
Bu zafer, Anadolu’yu işgal eden İngiltere, Fransa, İtalya, Yunanistan ve onların ardındaki 7 düvelin tüm hesaplarını bozmuş, mazlum milletlere umut ışığı olmuştur.
Geldikleri gibi gittiler
15 Mayıs 1919’da İzmir’i işgal eden Yunan ordusu, İngiltere’nin ve Batı’nın desteğiyle Anadolu’nun bağrına hançer gibi saplanmıştı.
İstanbul’da Dolmabahçe önünde sıralanan İngiliz, Fransız, İtalyan ve Amerikan gemileri ise millete aşağılanmayı dayatıyordu.
Ama Mustafa Kemal Paşa, o gün o gemilere bakarak tarihe geçen sözü söyledi:
- “Geldikleri gibi giderler.”
30 Ağustos 1922, işte bu sözün gerçekleştiği gündür.
TBMM ve milletin iradesi
23 Nisan 1920’de Ankara’da açılan Türkiye Büyük Millet Meclisi, esaret zincirlerini kıran ilk adımdı.
Milletin meclisi, milletin ordusuna güç verdi.
Başkomutanlık yetkisiyle Mustafa Kemal Paşa, yalnız askeri değil, siyasi liderliği de eline alarak dedi ki;
- “Milletin istiklâlini, yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.”
30 Ağustos bu ilkenin zaferidir.
Dumlupınar’da İmha Harekâtı
30 Ağustos sabahı Dumlupınar’da Türk ordusu, Yunan ordusunu çelik pençesiyle kuşattı. General Trikopis esir alındı.
Bir Türk eri, göğsünden yaralanmasına rağmen süngüsünü bırakmadı ve haykırdı:
- “Ben düşmeden bu bayrak düşmez!”
O gün Mehmetçik yalnızca Yunan ordusunu değil, İngiltere’nin planlarını, Fransa’nın hesaplarını, İtalya’nın umutlarını da bozguna uğrattı.
İnsanlıkta da Zafer
Zafer sarhoşluğu içinde bile Türk askeri, yerde yatan yaralı Yunan askerine matarasındaki son suyunu verdi.
Çünkü Türk ordusu yalnızca savaş meydanında değil, insanlıkta da galipti.
Bir komutanın sözü kulaktan kulağa yayıldı:
- “Bizim kahramanlığımız kadar merhametimiz de tarihe yazılacaktır.”
Dünyaya Verilen Mesaj
30 Ağustos, İngiltere’ye, Fransa’ya, İtalya’ya, Yunanistan’a ve onların arkasındaki tüm işgalcilere tek bir mesaj verdi:
- “Türk milleti esir olmaz!”
Bu zaferle sadece Anadolu özgür kalmadı, Hindistan’dan Afrika’ya kadar mazlum halklar bağımsızlık mücadelesi için ilham aldı.
Mustafa Kemal’in sözleri tarihe altın harflerle yazıldı:
- “Bu zafer, yalnız düşmanın değil, milletin içine yuvalanmış gafletin, cehaletin, ihanetin de yenilgisidir.
Bütün dünya bilmelidir ki, artık bu millet esir edilemez.”
Nazım Hikmet, bu zaferi şu mısralarla ölümsüzleştirdi:
- “Ve onlar ki, toprakta kök salan gövdeleriyle gökyüzünü siper ettiler; ve onlar ki, bu toprak için can verdiler, bu toprağı bir daha kimseye vermediler.”
Sonuçta bugün bağımsızlığımızın 103. Yıldönümünü gururla kutluyoruz.
30 Ağustos 1922’de Türk milleti, yalnızca Yunan ordusunu değil, arkasındaki İngiltere, Fransa, İtalya ve 7 düvele de diz çöktürdü.
Bu zafer, 29 Ekim 1923’te Cumhuriyet’in ilanının müjdesi oldu.
Dünyaya diz çöktüren Türkler, aynı zamanda dünyaya insanlık dersi de verdiler.
“Bu milletin bağrından bir Mustafa çıktı, yalnızca düşmanı değil, makûs talihini de yendi.”
Zaferin Başkomutanı, Cumhuriyet’in kurucusu olan Mustafa Kemal’e Türk milleti minnettarlığını, “Atatürk” soyadını verip ölümsüzleştirerek gösterdi.
Atatürk adı, yalnız bir kişiyi değil, bir milletin yeniden dirilişini simgeler.
Bugün gökyüzünde dalgalanan al bayrağımızın her kıpırtısında, Atatürk’e duyduğumuz minnet ve sevgi vardır.
*Kaynak: Yeniçağ gazetesi, 30 Ağustos 2025
https://www.yenicaggazetesi.com.tr/dunyaya-diz-cokturen-turkler-949277h.htm