HASAN KIRIKKAYA-KOCATEPE-VESİKALIK-

MEHMET GALİK

Pülümür Kocatepeli Hasan Kırıkkaya, 1970’li yıllara ilişkin anılarını Pülümür Haber’le paylaştı. Dönemin zorluklarını, coğrafi koşullardan kaynaklanan güçlüklerle başa çıkma duygusunu anlatan Kırıkkaya’yla, arkadaşımız Mehmet Galik görüştü.

Pülümür Kocatepe köyünde kış.

Kışın Kızakla Ot Taşıma Anısı

Yeteri kadar kar yağdıktan ve çığ gelip dereleri doldurduktan sonra, Pee Geme mevkiinde otu olanlar toplanıp kızak yolunu kullanılır hâle getirdik. Hatta o gün dönüşte bir kızağımızı da beraberimizde getirdik.

Erken kalkmak üzere yattık ancak gecenin bir vaktinde babam Kalik Kırıkkaya beni çağırdı. Geç kaldığımızı sanıp aceleyle giyindim. Babam, Buyer Gölü yönünde çıkan bulutu göstererek:

“Bak, bu bulut hayra alamet değil. Her an kar yağabilir ve açtığımız kızak yolunu kapatabilir. İyisi mi kar başlamadan otumuzu getirelim,” dedi.

Baktım ki haklı görünüyor, akşamdan hazırladığımız kızaklarımızı aldık. Kış gecesinin ayazında yürümeye başladık. Kızaklar boş da olsa yokuş yukarı taşımak insanı bir hayli yoruyordu; hele ki ilk sefer her zaman oldukça yorucu olurdu.

Pülümür Kocatepe köyü

Ot yığınlarına vardığımızda sabah olacağını sanıyorduk fakat kızaklarımızı yükleyip hareket ettiğimizde yıldızlar hâlen parıldıyordu. Bu da sabaha daha çok zaman olduğunu gösteriyordu. Bizi bu kadar erken kaldırdığı için içimden babama kızıyordum ama o, bu yaşında böyle bir sıkıntıya katlanıyorsa benim de katlanmam gerekiyordu.

İlk seferimizi tamamlayıp yükümüzü boşalttığımızda yıldızlar yeni yeni azalmaya başlamıştı; yani artık sabah oluyordu. İkinci seferimizden dönerken diğer komşular evlerinden daha yeni geliyorlardı. Bizim bu saate kadar taşıdığımız otu görünce hayretler içerisinde kaldılar:

“Siz bu gece uyumadınız mı? Kurtlardan da mı korkmadınız?” dediler.

Komşularımızın işi akşama kadar sürerken bizim işimiz öğleden sonra bitti. O gün şansımıza kar yağmadı; yağsaydı da çığ tehlikesine rağmen o otu taşıyacaktık. Köyde yaşıyorsan bu tür riskleri göze almak zorunda kalıyorsun.

Gece Ev İlaçlama ve Uyurgezerlik Anısı

Yöremizde köy evleri genellikle iki katlı olur. Alt kat hayvanlar için, üst kat ise insanlar için düzenlenir. Arazi yapısı uygun düşerse, gübre kokusu rahatsız etmesin diye alt ve üst katların kapıları farklı yönlere açılır. Bizim evin ise tek giriş kapısı vardı. İnsan gübre kokusuna zamanla çok kolay alışıyor ancak hayvanlardan yayılan pireler son derece rahatsız edici oluyordu. Bu nedenle evi zaman zaman ilaçlamak gerekiyordu.

Yaz ortalarıydı ve o günlerde pireler yine bizi rahatsız etmeye başlamıştı. Evde yeteri kadar ilaç vardı. Babamla konuştuk; kendisi gece yaylaya gidecek, ben de şafak sökerken evi ilaçlayacaktım. İşimi bitirdikten sonra yaylanın yakınlarında bulunan çarçırı biçmek üzere onunla buluşacaktık.

Hasan Kırıkkaya

Erken kalkacağım için saat sekizde yattım. Bir ara uyandım ve evin içine göz attım; bana şafak sökmüş gibi geldi. Evi ilaçlamam gerektiğini hatırlayınca hızla giyindim. Akşamdan hazırladığım ilacı alıp odadan itibaren ilaçlamaya başladım. Hiçbir yeri atlamamaya çalışıyordum. Ahırlar dâhil her tarafın ilaçlanması tamamlandıktan sonra yaylaya götüreceğim eşyalarımı aldım ve dereye indim. Elimi yüzümü yıkadıktan sonra kolumdaki saate bir göz attım ve birden şok oldum! Gözlerime inanamadım; açık alana çıktım, bir daha baktım ama saat her seferinde 23.00’ü gösteriyordu.

Zaman zaman bende de uyurgezerlik hâli olurdu. Anlaşılan vesveseli yatınca yine böyle bir şey olmuştu. Dış kapının önünde bir kütüğün üstüne oturup ne yapacağıma karar vermeye çalıştım. Evin içine girip evi havalandıramazdım, yoksa ilaç boşa harcanmış olurdu. Dış kapıyı incelerken köpeğimizin dışarı çıkmak için kapının altını kemirdiğini ve orada boşluklar oluşturduğunu gördüm.

“Oradan içeri giren temiz hava zehirlenmeden uyumama yeter mi acaba?” diye düşündüm. Başka çarem yoktu. Kapının arkasına bir kilim serdim; başım o boşluğa gelecek şekilde yatarak bir yorganın içine kırıldım ve sabah erkenden, zehirlenmeden sapasağlam kalktım.

(Pülümür Haber, 2 Ağustos 2026)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir