(Pülümür Haber)
Değirmenköy, adını köy meydanındaki tarihî su değirmeninden alır. Teknolojiye yenik düşen değirmenden geriye yıkıntılar kalmış. Ermenice adı Zetkığ olan köyün mimarisi zamanla değişime uğramış. Yüksek avlulu, ağırlıklı olarak kerpiç duvarlı, toprak/çamurla sıvanan tek ya da iki katlı yapıların yerini zamanla betonarme binalar almış.

Taş duvarlı bir yapının maviye boyanmış çift kanatlı kapısı ve pencereleri, zaman denilen yıpratıcı sürece direnememiş. Kapının üst tarafına çiviyle tutturulmuş, mavi yüzeye beyaz renkte yazılmış tabeladan köyün 3 numaralı evi olduğunu öğreniyoruz. Acaba tarlada çapa sallayan kadınların ya da gece yarısı su nöbetinde ağır adımlarla yürüyen erkeklerin zorluklarla mücadelede biriktirdikleri parayla mı yükseldi o duvarlar, bilinmez. Dökülen sıvadan geriye kalan küçük bir sehpa yüzeyi kadar alan, iç duvarların favori rengini ele veriyor: Yeşil! Tavanı tamamen çöken evin odalarını ot bürümüş. Gri asma kilit paslanmaya yüz tutmuş.

Bir zamanların belki en görkemli kerpiç evlerin birçoğu kaderine terk edilmiş durumda. İki katlı bir evin balkonunda zamana direnen çanak anten, kullanılabilir durumdaki ahşap merdiven ve toprak dama serili mavi branda, yapının bir süre daha ömür süreceğinin ipuçlarını veriyor.

Değirmenköy’ü, Erzincan-Çağlayan yoluna bağlayan yolun kıyısında unutulmuş görünen bir başka yıkıntıda anılarda kalan güzel yılların izlerini arıyoruz. İki katlı kerpiç-taş evin pencereleri, rüzgârla giriştikleri mücadeleyi kaybetmiş. Birinin kanatları sonuna dek açık; köyü yoklayan rüzgâra paslanmış menteşelerinin gıcırtısı karışıyor. Yoldan geçen, kasketi yana kaymış bir yorgun çiftçinin gıcırtıya kulak verecek hâli yok.

Dereye paralel, yan yana dizili ahır ve samanlıklar deprem geçirmiş yapıları çağrıştırıyor. Tek katlı ve toprak damlı yapıların yarısında kerpiç, diğer yarısında ise taş kullanılmış. Toprak sıvası yer yer dökülen ahır ve samanlıkların dışa açılan sekiz kapısı, on iki penceresi doğaya emanet. Çöken tavanlardan artakalan toprakta boy veren otlar sararmış.

Pülümür Salördek köyü Gavrag mezrasından Baki Doğan (1926-2013) ve Hıdır Erdoğan’ın bağışladığı alanda kurulan Değirmenköy Mezarlığı’na doğru yol alırken değirmen yıkıntılarının az ilerisinde, yeşilliklerin sakladığı yapının bahçesinde soluklanıyoruz. Bir kirpi kederlerden uzak dünyasında uyuyakalmış. Evin ahşap merdiveninin, yalnızlığın acısına ne kadar dayanacağı bilinmez. Akasya ve ceviz ağaçlarının kanat gerdiği evin sararmış perdeleri, örümcek bağlamış odaları, ahşap balkonundan sarkan örtüsü ve otların hüküm sürdüğü bahçesi, hüznü günümüze taşıyor.

Mezarlık, Değirmenköy’e emek veren köylülere ev sahipliği yapıyor. Farklı kültürlerin kardeşçe bir arada yaşadığı köyün mezarlığında yan yana yatanlara rahmet diliyoruz. Doğup büyüdüğü coğrafyada gömülmesine izin verilmeyen yoksul bir köylünün mezarının baş ucunda mavilikleri öpmeye aday ceviz ağacı meyve yüklü. Köylünün tek mirası ceviz ağacını gözyaşlarımızla suluyoruz…

(Erzincan Değirmenköy, 9 Ağustos 2026)
KAYNAK: