MEHMET ÖZDEMİR
Köyü Yaşamak mı, Kent Yaşamını Köye Taşımak mı?
Son birkaç yıldır kentlerden köye dönüşlerin hızlandığını ve sayısal olarak belirgin bir biçimde arttığını gözlemliyoruz. Nitekim resmî istatistikler de bu eğilimi doğrular nitelikte.

Şüphesiz bu, ülkemiz adına son derece sevindirici bir gelişme. Köylerimizde üretimin yeniden canlanması ve yıllardır boş kalan bu topraklarda yeşilin her tonunun boy göstermesi büyük bir umut kaynağı.
Ancak ne yazık ki sahada karşılaştığımız gerçekler her zaman bu beklentiyle örtüşmüyor. Tersine göç eden nüfusun yaş ortalaması ve devletin geriye dönen vatandaşlara sunduğu rehberliğin yetersizliği, üretimin arzulanan seviyeye ulaşmasını engelliyor.

Bugün hâlâ birçok köyümüzde yumurta ve ekmek gibi en temel ihtiyaç maddeleri bile şehirden sipariş ediliyor. Geri dönenlerin üretime odaklanmak yerine gereğinden fazla “konforlu” konut inşaatına yönelmesi de işin bir diğer üzücü boyutu.

Yine de köylerimizde ufak da olsa üretime katkı sağlamak için çabalayan insanlarımızın emeğini göz ardı edemeyiz. Bahçesine fidan diken, yazlık sebzesini yetiştiren, birkaç tavuk besleyip kendi yumurtasını elde eden insanımızın çoğalması geleceğe dair umutlarımızı taze tutuyor.

Nitekim geçenlerde Kılıçkaya köyünde tandır ekmeği pişirilmesine tanıklık etmek, hatta bu sürece bizzat dâhil olmak, hakiki köy yaşamının o kendine özgü tadını bir kez daha hissettirdi.
(Pülümür Haber, 8 Ağustos 2026)