(Pülümür Haber)
Diyarbakır’dan Tunceli’ye okumak için gelen üniversite öğrencisi Gülistan Doku, 5 Ocak 2020’de kayıplara karışmıştı. Yüksek güvenlikli bir kentte yaşanan bu olay kamuoyunda büyük üzüntü ve şaşkınlık yaratmıştı. Öğrencinin bir cinayete kurban gittiği düşünülüyordu. Her bir noktası güvenlik güçlerince titizlikle izlenen bir kentte bu cinayetin faili meçhul kalması, olayın organize olduğunu ve ardında “hatırlı” kişilerin bulunduğu kuşkusunu uyandırıyordu.
Yetkililere göre, Doku, Uzunçayır Barajı’na atlayarak “intihar” etmişti. Bu iddianın, faile ulaşma çalışmalarını engellemeye yönelik olduğu değerlendiriliyordu. Karanlıkta kalma olasılığı sıfır olan bir cinayetin örtbas edildiği açıktı. Kolluk kuvvetleri ve yargı mensuplarının ciddi engellemelerden dolayı olayı aydınlatamadığı anlaşılıyordu. İşin içinde dönemin önemli isimlerinin yer aldığı belirtiliyor ancak somut adım atılamıyordu.

2024 yılında Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı görevine atanan Ebru Cansu, olayın aydınlatılması için yoğun çaba gösteren cesur tavrıyla öne çıktı. Bu tür soruşturma ve yargılamalardan kesin sonuç alınmasında ilgili kurumların desteğinin önemine işaret ediliyor.
Gülistan Doku cinayeti, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi öğrencisi Rojin Kabaiş’in katledilmesiyle benzerlik taşıyor. Bürokrasideki yozlaşma kamu güvenliğini tehdit ediyor. Rektörün, otopsi işlemleri sırasında Adli Tıpın önünde kamp kurduğuna ilişkin iddia vd. bulgular, kuşkuları besleyen önemli bir ayrıntı olarak hafızalara kazınmıştı. Gülistan Doku cinayetinin aydınlatılması, Rojin Kabaiş cinayetinin aydınlatılması için de bir başlangıç olabilir.

Gülistan Doku cinayeti, yozlaşma ve çürümenin ülkeyi nasıl kemirdiğini anlamak bakımından önemli ipuçları içeriyor. Bu cinayetten haberdar olan ya da üzerini örtmek için çaba gösteren yetkililerin hukuk önünde hesap vermelerinin yanı sıra kamu yönetiminden tasfiyesi artık bir zorunluluk. Türkiye iç cepheyi güçlendirmek ve ayakta kalmak için bunu yapmak zorunda. Bu çürüme ikliminden kurtulmanın yolu, yozlaşmaya karşı etkin bir mücadeleden geçiyor.

Doku’nun cansız bedeninin gömüldüğü yerden bir başka yere taşındığı bulgusu, cinayetin sıradan olmadığını gösteriyor. Terörle mücadelede büyük deneyime sahip bir kentte gece vakti mezar yerini değiştirmek sanıldığı kadar kolay değil! Bu işin yevmiyecilere yaptırılamayacağı açık. Mezar olayı, cinayeti işleyen/işletenlerin aradan geçen yıllara karşın bölgede etkin olduklarını, kanıtları karartmaya çalıştıklarını düşündürüyor. Bu olasılığın, soruşturmayı yürüten yetkililerin güvenliği dâhil, dikkate alınması gerektiği savunuluyor.

Cinayet tarihinde kentte etkin görevlerde bulunan kamu yöneticilerinin, soruşturmanın selameti açısından görevden uzaklaştırılmaları ve soruşturmaya dâhil edilmeleri gerekiyor. İçişleri Bakanlığı başta olmak üzere, ilgili kurumların kamu vicdanını rahatlatacak adımlar atması bekleniyor.
Tunceli Cumhuriyet Başsavcısı Sayın Ebru Cansu ve ekibinin yüreklere su serpen mücadelesinin Rojin Kabaiş cinayetinin aydınlatılması çalışmalarına örnek olmasını diliyoruz.
Kamuda yaşanan kirlenme ve yozlaşmayı kökünden kazıyacak bir temiz eller operasyonu, yetkilileri harekete geçmeye davet ediyor.
(Pülümür Haber, 15 Nisan 2026)