(Pülümür Haber)
Erzincan, Antik Çağ’dan bu yana kullanılagelen şehir adlarından biridir. Çeşitli kaynaklarda Eriza, Aziris, Erez, Erzng, Erznga, Arıngan, Arsingan, Erzingan, Ezirgân ve Erzencân adlarına yer verildiği görülür. Erzincan fethedildikten sonra bir süre Erzingan adıyla anılmış, ardından bugünkü adı yerleşmiştir.

Ağız farklılıklarına karşın adını koruyan Erzincan’ın tarihî ismi, CHP Erzincan Milletvekili Sayın Mustafa Sarıgül’ün hazırladığı yasa önerisiyle değiştirilmek istenmektedir. Erzincan adının “Can Erzincan” olarak onaylanmasını isteyen Sarıgül, gerekçesini şu sözlerle dile getiriyor:
“Bir şehir markalaşırsa büyük bir güç kazanır. Can Erzincan’ı dolaştığımda, hiçbir siyasi parti farkı gözetmeksizin bütün yurttaşlarım parlamentodan çıkacak güzel bir haberi beklemektedir. Kanun teklifini yazdım, grubumuza sundum. İnşallah grubumuz olumlu karşılayacak ve yüce parlamentodan ‘Can Erzincan’ isminin tescil edilmesini önemle rica ediyorum. Bu, bütün Erzincanlıların önemli bir beklentisidir.”

Sayın Sarıgül’ün Ordu ya da Fevzipaşa caddelerinde kaç yurttaşla görüştüğü ve bunlardan kaçının “Can Erzincan” talebinde bulunduğu bilinmiyor. Eski Şişli Belediye Başkanı’nın Buğday Meydanı’nda her pazartesi kurulan pazarda “Can Erzincan” müjdesini sabırsızlıkla bekleyen pazarcı ve köylülerin beklentisi için çaba harcadığını düşünenler olabilir. Bu şehrin milletvekili seçmenlerinin nabzını tutmak zorundadır; Erzincan’a Farsça kökenli “can” sözcüğünün eklenmesinin ne gibi bir sakınca doğurabileceğini sorgulayanlar da bulunabilir.

Sayın Mustafa Sarıgül’ün girişimi çeşitli açılardan değerlendirilebilir.
Erzincan’ın verimli tarım alanları, çarpık sanayileşme ve yapılaşmanın yıkıcı etkisiyle karşı karşıya. Altı yüz kilometrekarelik Erzincan Ovası betonlaşma tehdidi altındadır. Kentin milletvekilinden beklenen, kenti yaşanmaz hâle getiren bu sürece karşı etkili bir mücadele yürütmesidir.

Ovaya hayat veren Karasu, kimyasal kirliliğinin sancılarını yaşıyor.
Yabancı şirketlerin yürüttüğü faaliyetler nedeniyle kentin havası, suyu ve toprağı kirleniyor. Özellikle İliç Çöpler Altın Madeni çevresindeki çalışmalar kamuoyunda ciddi kaygılara yol açıyor. Tarım ve hayvancılığa elverişli alanlar âdeta zehirleniyor. Kentin milletvekilinden beklenen, kural tanımayan çokuluslu şirketlere karşı ülkenin çıkarlarını korumaktır.

“Bir şehir markalaşırsa büyük bir güç kazanır.” ifadesiyle, tarih ve uygarlık birikimi ikinci plana itiliyor. Erzincan’ın zengin kültürel mirası dar bir pazarlama anlayışına indirgenemez. Tarihî bir kent, “markalaşma” adı altında ticari bir metaya dönüştürülemez. Erzincan’ın gerçek değeri, sahip olduğu kültürel ve tarihî birikimle ölçülebilir.

Yerleşim birimlerinin adları, kemikleri Anadolu toprağına karışmış yurttaşlarımızdan bize kalan birer mirastır. Herhangi bir gerekçeyle ad değişikliğine gitmek, büyük uygarlıklara ev sahipliği yapmış ve köklü bir devlet geleneğine sahip ülke gerçeğiyle bağdaşmaz. Türkiye, hangi kökenden gelirse gelsin, yerleşim birimlerinin adlarını korumak ve bu mirası yeni kuşaklara aktarmak durumundadır.
Erzincan Milletvekili Sayın Mustafa Sarıgül’den beklenen; masa başında yürütülen ad değişikliği gibi medyatik girişimler yerine, kentin can alıcı sorunlarına çözüm üretmek üzere somut adımlar atmasıdır.
(Pülümür Haber, 15 Şubat 2026)