MEHMET GALİK
Bu yıl köy yaşantımıza nisan ayının son haftasında başladık. Tarlamızın büyük bölümünü ekmiş, üç kovan arı alarak işlere hevesle koyulmuştuk. Her şey yolunda gidiyordu.
Ekim ayının ortalarında Çiğdem’in köye gelişiyle mutluluğumuz katlandı. Onun yardımıyla olgunlaşan ürünlerimizi topladık. Kasım başında İzmir’e dönmeyi planlıyordu.

Tam da bu günlerde fark ettim: konuşurken kekelemeye başlamıştım, yürürken sağ ayağım sürtünüyordu. Gittikçe artan bu durum bizi endişelendirdi. Köydeki işleri toparlayıp doktora görünmeye karar verdik.
6 Kasım 2025 günü köyden ayrıldık, öğleden sonra Erzincan’daki evimize ulaştık. İlk günü dinlenerek geçirdim. Ertesi gün hastanenin aciline gittik. Doktor, ilk muayenede durumun ciddi olduğunu fark etti. Tomografi sonrası ameliyat kararı verildi ve beyin cerrahisine yatırıldım. Aynı gece yarısı başarılı bir ameliyat geçirdim. Sekiz gün boyunca yatarak tedavi gördüm ve sağlığıma kavuştum. Bu süreçte emeği geçen doktorlara ve sağlık personeline minnettarım.

Hastaneden de söz etmek isterim. Erzincan Devlet Hastanesi uzun süredir inşaat hâlindeydi. Bu yıl araştırma statüsüne kavuşarak yeni binasında hizmet vermeye başladı. Erzincan Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesi doktorları, yetiştirdikleri öğrencilere örnek olmak için olsa gerek, hastalara büyük ilgi gösteriyor.
Hasta ve refakatçiye üç öğün yemek veriliyor. Ancak yemeklerin soğuk olması önemli bir eksiklik. Çatal ve kaşıklar küçük ve kalitesiz plastikten yapılmış. Zaten iştahsız olan hastaların, soğuk yemek nedeniyle iştahı daha da azalıyor.
Yaşadığım bu süreç bana hem sağlığın değerini hem de köydeki dingin hayatın kıymetini bir kez daha hatırlattı.
(Pülümür Haber, 7 Aralık 2025)