(Pülümür Haber)
Artık kırsalda bir canın ardından gelen sessizlik, sadece acıyla değil, ağır bir faturayla yankılanıyor. Eskiden köylünün ortak yasını paylaşan dayanışma ruhu, bugünün tüketim kültüründe sessizce geri çekilmiş gibi. Mezar kazmak, ölü yıkamak, bir Fatiha’yla kalpleri ferahlatmak… bunların her biri artık cebin gücüyle ölçülür oldu. Oysa bir zamanlar bu topraklarda dinî görev, bir gönül işi sayılırdı. Hocalar, cenaze evine pazarlıkla değil, kalbiyle giderdi. İşte o isimlerden biri: Pülümür’ün Kaymaztepe köyünün iz bırakmış Meçi Hocası Hüseyin Yıldız.

Kırsalda Ölümün Bedeli: Vicdanla Cüzdan Arasında Kalanlar
Artık kırsalda bir canın ardından gelen sessizlik, sadece acıyla değil, ağır bir faturayla yankılanıyor. Eskiden köylünün ortak yasını paylaşan dayanışma ruhu, bugünün tüketim kültüründe sessizce geri çekilmiş gibi. Mezar kazmak, ölü yıkamak, bir Fatiha’yla kalpleri ferahlatmak… bunların her biri artık cebin gücüyle ölçülür oldu.

Duygusuz Profesyoneller Cepleri Boşaltıyor
Ölüm karşısında diz çöken insanlar, çağın ‘din tüccarları’nın insafına mahkûm. Çalışmalar duygudan arınmış bir profesyonellik içinde, hizmet etiketiyle sunuluyor. Bazı cemevi yöneticileri, ölüye değil cüzdana yöneliyor; acının içinden geçmekte olan ailelere “hoca servisi” öneriyor. Özel araçlarla köylere giden hocalar, birkaç dua ve kısa bir Kur’an okuma karşılığında, yüksek bedeller talep ediyor.
Erzincan’da Utandıran Pazarlık
Geçtiğimiz hafta Erzincan’ın “K” köyüne giden bir hoca, sadece 12 dakikalık Kur’an okuması karşılığında kendisine uzatılan 1000 lirayı beğenmeyip ek ödeme talebinde bulundu — üstelik araç gideri hariç!

Karda Kışta Pülümür Köylerine Koşan Hüseyin Yıldız’ın Örnek Yaşamı
Oysa bir zamanlar bu topraklarda dinî görev, bir gönül işi sayılırdı. Hocalar, cenaze evine pazarlıkla değil, kalbiyle giderdi. İşte o isimlerden biri: Pülümür’ün Kaymaztepe köyünün iz bırakmış Meçi Hocası Hüseyin Yıldız (1937–2021). Dinî bilgilerini babası Dursun Yıldız’dan (1896–1978) almış, Isparta’da öğrendiği Arapçayla Kur’an okuyan, dua eden bir bilgeydi. Onun ayak basmadığı Pülümür köyü kalmamıştı. 13 evladıyla birlikte, yalnızca ailesine değil, köy halkına da bir ömür adamıştı.

Karda kışta yürüyerek gittiği köylerde hayır yemeklerinde Kur’an okur, ölü yıkar, defin işlemlerini gerçekleştirdi. Cebine konulan üç-beş kuruşu bile mahcubiyetle kabul ederdi. Parayı az bulmak, pazarlık etmek, haddi aşmak… bunlar onun sözlüğünde yoktu.

Bugün acıyı fırsata çeviren yeni kuşak hocaların, Hüseyin Yıldız‘ın mütevazı gölgesinde bir nebze olsun durup düşünmelerini diliyoruz.
(Pülümür Haber, 30 Temmuz 2025)