(Pülümür Haber)
Sanatçı Mikail Aslan, 23. Munzur Kültür ve Doğa Festivali’nde “Zaza Women Music Projekt”in program dışı bırakılmasıyla alevlenen tartışmalar üzerine önemli bir açıklama yaptı. Aslan, toplumun geçmişte aşiretçilik ve sol fraksiyonlar üzerinden yaşadığı kutuplaşmaların, şimdi de kimlik ve aidiyet arayışları üzerinden yeni bir iç kavgaya sürüklendiğini belirtti.
Mikail Aslan’dan Munzur Festivali’ne İlişkin Dikkat Çekici Açıklamalar: “Dêrsim Yeni Bir İç Kavgaya Sürükleniyor”
Sanatçı Mikail Aslan, 23. Munzur Kültür ve Doğa Festivali’nde “Zaza Women Music Projekt”in program dışı bırakılmasıyla alevlenen tartışmalar üzerine önemli bir açıklama yaptı. Aslan, toplumun geçmişte aşiretçilik ve sol fraksiyonlar üzerinden yaşadığı kutuplaşmaların, şimdi de kimlik ve aidiyet arayışları üzerinden yeni bir iç kavgaya sürüklendiğini belirtti.
Aslan, otuz yıllık sanat yaşamında defalarca yasak ve ambargolara maruz kalmış biri olarak, mağdur sanatçıların sessiz kalmaması gerektiğini vurguladı. “Bir yerde yasak ve ambargo varsa, bu durumu yaşayan mağdur sanatçılar ‘yanlış anlaşılır’ veya ‘başka yere çekilir’ diyerek sessiz kalmasınlar” ifadelerini kullanan sanatçı, daha önce destek verdiği belediyelerden bile ambargo gördüğünü ve bunların sayısının çok fazla olduğunu dile getirdi. Bu nedenle, “Zaza Women Music Projekt” grubunun tavır almasını ve konunun geniş çevrelerce tartışılmasını olumlu bulduğunu söyledi.

“Dêrsim’in Köklü Felsefesini Göremiyoruz”
Mikail Aslan, tartışmaları “fırsata” çevirerek art niyetli, kin dolu ve öfkeli yorumlar yapanları toplumun gördüğünü ifade etti. “Yukarıdan gelip yeteri kadar ‘Zaza’ değil, yeteri kadar ‘Kürt’ değil, yeteri kadar ‘Alevi’ değil benzeri argümanlarla Dêrsim’e yeni bir biçim vermeye çalışanlara uyup birbirine sataşan, laf eden, hakaret edenlere de diyeceğim şudur” diyerek Dêrsim’in çok kimlikli yapısına dikkat çekti. Aslan, Dêrsim’in Kırmanc/Zaza, Kurmanc, Kürt ve Ermeni gibi tüm damarları bir araya getiren, ortak yaşama tutunmuş bir yer olduğunu belirtti. Eksik olanın kendileri ya da Dêrsim değil, asıl eksikliğin “Dêrsim” adının tarif ettiği köklü ve dervişane yaşam felsefesini görememek olduğunu vurguladı.
“Yapay Etiketler Bizi Bölüyor”
Sanatçı, “Hayatta, tarihte, siyasette, inançta bir karşılığı olmayan bir sürü yapay tariflerle, yapay etiketlerle çoluk çocuğumuzu yeni çıkmazlara sürüklüyoruz. Tekrar içimizden bölünüyoruz” diyerek yapay ayrımların toplumu daha da parçaladığını dile getirdi. Aslan, Dêrsim’in insanı ve doğası, tarihi ve kültürü paramparça edilmiş bir diyar olduğunu belirterek, “Bir durun, bizi birleştirecek dikili bir taşımız bile yok!” çağrısında bulundu. “Birbirimizi acı sözcüklerle inşa ettiğimiz zindanlara daha fazla tıkmayalım! Bu dışlayıcı yaklaşım bizi sürekli şekilde eksiltiyor. Durmadan birbirimizin yarasına vuruyoruz. Birbirimizin canını yakıyoruz” sözleriyle duyduğu üzüntüyü ifade etti.
Aslan, artık yorulduklarını ve diyarımıza, jiyarlarımıza, mezarlarımıza, düğünlerimize, bir mezarı olmayanlarımıza layık olmaktan gittikçe uzaklaştıklarını kaydetti. Kendisi gibi umutsuzluğa kapılan çok sayıda insan olduğunu ve bu tür bölünmüşlüklerden yorulanların çoğunlukta olduğuna inandığını belirtti.

“Giydiğimiz Elbiseyle Bile Kavgalıyız”
Sözlerini bir tanıklıkla tamamlayan Mikail Aslan, Dêrsim merkezde tanık olduğu bir kavgayı örnek verdi. Başlayan küçük bir tartışmanın kısa sürede tüm çarşıya yayıldığını ve kavga edenlerin asıl sebebi unutup başka öfkelerle birbirine girdiğini anlattı. Aslan, bunun Dêrsim’de tekrarlayan ve devam eden bir durum olduğunu ifade etti.
Büyüklerden kalan bir sözü aktaran Aslan, “‘Sere pîstikonê xo de danîmê pêro.’ Yani ‘giydiğimiz elbiseyle bile kavgalıyız.'” diyerek içlerindeki ayrışmanın boyutuna dikkat çekti. Son olarak, “Büyüklerimizden bize kalan Dêrsim bu değildi, küçüklerimize bırakacağımız Dêrsim de bu değildir! Olmamalı!” sözleriyle açıklamasını bitirdi.
(Pülümür Haber, 25 Temmuz 2025)