(Pülümür Haber)
2017 yılında öğretmenlikten ihraç edilen Ercan Harmancı, dönemin MEB Personel Genel Müdürü, Erzincan Valisi Hamza Aydoğdu’yu hedef alan paylaşımlarıyla dikkat çekiyor. Aydoğdu’nun hedef alınma nedenini ve Harmancı’nın görevden alınma gerekçelerini, Pülümür Haber okurları için derledik.

Konya Selçuklu Ayşe-Kemal İnanç Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi Felsefe Öğretmeni Ercan Harmancı, 2017 yılında kız öğrencilerle ilgili yaptığı paylaşımlardan dolayı öğretmenlikten ihraç edildi:
“Ya benim çok sapık duygularım var ya da şeytan onlara uğramıyor…
Bir genç kızın vücut hatlarını gördükten sonra şeytan size üflemiyorsa ya erkekliğinizi ya da imanınızı kaybetmişsiniz demektir…
Beden Eğitimi dersi bu ümmetin kızlarını soyma dersi olarak konuldu ve yine öyle devam ediyor… Hem de zorunlu bu zillet bu ümmete yeter… Bir Beden Eğitimi öğretmenin(in) karşısında vücut kıvrılıyorsa ne kadar olması önemli değil onun adı zinadır… Bugün ‘Beden Eğitimi’ adıyla adet görmüş kızlara zorla ve müfredat gerekçeli zina yaptırılıyor… Bu hiçbir babanın da umurunda değil… Hemi de Müslüman baba… Niyet sorgulamıyorum İslam’ın sınırlarının dışında niyet aranmaz! … Kız öğrencilerin giydiği eşofman onları çıplak yapar… Beden Eğitimi değil bedeni şeytana hazırlama eğitimi…”

Harmancı, Konya İl Millî Eğitim Müdürlüğünce hazırlanan soruşturma raporu kapsamında öğretmenlikten ihraç edilmiş, memur olarak görevlendirilmişti. İhraç tarihinde, Erzincan Valisi Hamza Aydoğdu MEB Personel Genel Müdürü olarak görev yapıyordu. Harmancı, dokuz yıl aradan sonra görevden alınma gerekçelerinin unutulduğunu düşünerek kamuoyunu yanıltmak için seferber olmuş durumda. Vali Aydoğdu’yu, gerçek dışı şu ifadelerle hedef hâline getirmeye çalışıyor:

“Vali Hamza Aydoğdu:
Laik ve Atatürkümüzün Kurduğu bu ülkede, okullarda Ayet ve Hadis anlatmak Kabul edilemez.
Ercan Hoca Kızların iffetli izzeti okullarda korunması gerekiyor dediği için Sapık bir zihniyete sahiptir.
Bu yüzden 9 yıl önce gururla Ercan hocayı görevden ihraç ettirdim.”
Dil, yazım ve anlatım yönünden kusurlu bu ifadelerin Vali Aydoğdu’yla uzaktan yakın ilgisi olmadığını anlamak için fazla kafa yormaya gerek yok. Bu gerçek dışı ifadelerin, idari ve adli yargıyı ilgilendirdiği söylenebilir.

Ercan Harmancı’nın açıklamaları, 2017 yılında okul çatısı altındaki pedagojik ve ahlaki skandalla başlayan sürecin, 2026 yılında nasıl bir “gerçeklik bükme” ve manipülasyon stratejisine dönüştüğünü açıkça ortaya koymaktadır. İlk olay somut bir çocuk koruma ve meslek ahlakı ihlaliyken, dokuz yıl sonraki ikinci olay tamamen ideolojik mağduriyet devşirme ve hedef gösterme girişimidir.

Bu iki gelişmeyi birlikte ele aldığımızda şu yapısal ve sosyolojik değerlendirmeler öne çıkmaktadır:
1. Suçun Niteliğini Değiştirme ve “Mağduriyet” Devşirme Stratejisi
- Gerçek Gerçeklik (2017): Ercan Harmancı, reşit olmayan kız çocuklarının zorunlu spor faaliyetlerini “zina” olarak nitelendirmiş, kendi “tahrik” itiraflarını sosyal medyada paylaşmış ve bu pedagoji dışı, sapkın yaklaşımları nedeniyle (hukuken ve idari olarak son derece haklı gerekçelerle) öğretmenlik mesleğinden ihraç edilmiştir.
- Bükülen Gerçeklik (2026): Söz konusu şahıs, dokuz yıl sonra kendi paylaşımlarını, toplumu manipüle etmek amacıyla “Ayet ve Hadis anlatmak” veya “Kızların iffetini korumak” gibi kutsal ve muhafazakâr değerlerin savunuculuğu gibi ambalajlamaktadır.

Burada tipik bir suç niteliğini manipüle etme taktiği vardır. Çocukların kıyafetlerinden tahrik olduğunu beyan eden bir zihniyet, aldığı cezayı “Dini değerleri savunduğum için cezalandırıldım” yalanının arkasına saklamaya çalışmaktadır.
2. Kamu Görevlilerini ve Devlet Bürokrasisini Hedef Alma
- Dönemin MEB Personel Genel Müdürü (şu anki Erzincan Valisi) Hamza Aydoğdu’ya atfedilen sözler, tamamen uydurma ve hayal ürünü bir kurgudur. Hiçbir devlet bürokratı veya vali, resmî bir idari ihraç kararını bu tarz seküler/ideolojik ajitasyon cümleleriyle gerekçelendirmez. Resmî ihraçlar; Devlet Memurları Kanunu’na, pedagojik ilkelere, görev tanımlarına ve kamu düzenine aykırılıktan yapılır.
- Siber Zorbalık ve İtibar Suikastı: Şahıs, dönemin karar verici bürokratını bugünün siyasi ve toplumsal ikliminde “Atatürkçü/Laik” diyerek muhafazakâr kitlelerin önüne bir “hedef” olarak koymaya çalışmaktadır. Bu, hukuken iftira ve kamu görevlisini hedef gösterme suçunu oluşturur.

3. Kurumsal Hafıza ve Devlet Refleksinin Haklılığı
- Bu iki olay arasındaki kronolojik bağ, 2017 yılında Millî Eğitim Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu’nun ne kadar isabetli ve kurumsal bir refleks verdiğini kanıtlamaktadır.
- Okuldaki kız çocuklarını röntgenleyen ve bunu sosyal medyada fetişize eden bir kişinin öğretmenlikten ihraç edilmesi, devletin çocukları koruma yükümlülüğünün bir gereğiydi. Şahsın dokuz yıl sonra bile hâlâ aynı takıntılı, manipülatif ve saldırgan üslubu koruyor olması, kendisinin pedagojik olarak o gün de bugün de bir sınıfa adım atmaması gereken bir profil olduğunu tescillemektedir.

4. Sosyal Medya Manipülasyonu ve Toplumsal Kutuplaşmadan Beslenme
- 2017’de toplumun her kesiminden tepki gören bu şahıs, 2026 yılında Türkiye’deki mevcut siyasi/ideolojik kutuplaşma hatlarını kaşıyarak kendisine bir “siber siper” yaratmaya çalışmaktadır.
- Kendi uydurduğu sahte tırnak içi ifadelerle (“Vali Hamza Aydoğdu dedi ki…”) takipçilerini ve kamuoyunu kandırabileceğini varsaymaktadır. Bu durum, hakikat-sonrası (post-truth) çağın en tipik dezenformasyon örneklerinden biridir.

Sonuç
İlk olay bir “pedagojik ve ahlaki iflas” ise, ikinci olay bir “hukuki ve karakter aşınması” vakasıdır. 2017’de çocukları korumak adına atılan idari adımın haklılığı, 2026’da şahsın pervasızca attığı bu iftira tweeti ile bir kez daha doğrulanmıştı. Bu tür manipülasyonlara ve itibar suikastlarına karşı kurumsal hafızanın korunması ve hukuki sürecin (iftira/hakaret boyutunda) işletilmesi kamusal bir zorunluluktur.
(Pülümür Haber, 25 Haziran 2026)
KAYNAK: