CEM GÜRDENİZ
(EMEKLİ TÜMAMİRAL)
İran–İsrail & ABD savaşında 3. gün (2 Mart) değerlendirmem aşağıdaki gibidir.

1.ABD ve İsrail harekâta başlarken temel varsayımları İran’ın çok hızlı çökeceği yönündeydi. Dini lider Hamaney dâhil üst düzey 48 ismin etkisiz hâle getirilmesinden sonra Tahran’ın diplomasi masasına zayıf ve teslimiyetçi bir pozisyonda döneceğini ve savaşın ilk kafa kesici şoklar nedeni ile uzamadan yeni bir safhaya geçeceğini hesapladılar. Kısacası ABD ve İsrail stratejistleri Maduro&Colani sentezi bir harekât planladı. Ancak plan tutmadı. Şii siyasal kültürü bağlamında en büyük ruhani lideri öldürerek “şehadet” algısını tetiklediler ve toplumsal kenetlenmeyi sağladılar. Bu durum, planlanan iç ayaklanma senaryosunun tersine döndüğüne işaret etmektedir. İran önceden planlanmış bir komuta devamlılığı mekanizmasını devreye soktu. Kaybedilen komutanların yerine belirlenmiş isimler hızla atandı ve devlet işleyişi kesintiye uğramadı. İran aynı anda hem dışişleri Bakanı Arakçi üzerinden diplomasi yürütürken hem de devrim muhafızları üzerinden savaşa devam ediyor.

3. Harekâtın 28 Şubat 2026 Cumartesi sabahı başlatılması kısa süreli kafa koparma sonrası ayaklanma senaryosunun parçasıydı. Küresel piyasalar kapalıyken ilk askerî sonuçların alınması, pazartesi açılışta İran’ın askerî ve siyasi olarak geri adım atmış olması ve enerji piyasalarının ABD-İsrail lehine güçlü bir fiyatlamayla açılması bekleniyordu. Ancak bu beklenti gerçekleşmedi. 2 Mart sabahı Asya piyasaları daha sonra da batı piyasaları güne çok kötü başladılar.
4. İlk 48 saat içinde Körfezdeki ABD üslerine yönelik altı dalga halinde saldırılarda 27 Amerikan tesisi hedef alındı. Dubai Havalimanının kapanması, bölgedeki uçuşların iptal edilmesi, finans kapital ağalarının bile bölgeyi terk edememesi krizi daha da büyütüyor. En önemlisi ABD güvenlik kubbesi bu devletler için her yönden çatırdamış durumda. Finans kapitalin evlatlıkları, sağladıkları üsler ve kolaylıklar ile ABD’nin koruma kalkanı altındaki GCC (Suudi Arabistan, Katar, Kuveyt, Bahreyn, BAE, Umman) Arap monarşileri ABD için coğrafi enstrüman ve istihbarat toplama merkezi olduklarını ve İsrail güvenliği için kendilerinin kumar masasına sürüldüğünü ilk kez bu kadar açık şekilde yaşıyor. Kuveyt’in 2 Mart günü hata sonucu 3 Amerikan F 15 uçağını düşürmesi bölgedeki hava savunma komuta kontrol ve koordinasyonunun içinde bulunduğu karmaşayı ortaya koymaktadır. Diğer bir deyişle körfez savunma mimarisi parçalı ve hava resmi tam entegre değil sonucu ortaya çıkar.

5. Körfez’de ilk kez Palau bandıralı “Skylight” adlı bir tankerin 1 Mart’ta batırılması ve USS A. Lincoln uçak gemisine yönelik başarısız saldırı girişimi psikolojik eşik anlamında önemliydi. Saldırı sonrası uçak gemisi daha güvenli sulara, güneye sevk edildi. Sky Light sonrası 4 gemi daha battı. 1980’lerdeki Tanker Savaşları’nı hatırlatan biçimde gemi sigorta primleri hızla yükseldi. Resmî bir kapanma ilanı olmamasına rağmen Hürmüz Boğazı’nda fiili bir “operasyonel dur-kalk” dönemi başladı. 2 Mart itibarıyla gemi takip verileri ve piyasa kaynakları, Hürmüz çıkışında çok sayıda tanker ve LNG gemisinin beklemede olduğunu göstermektedir. Körfezden Asya başta olmak üzere küresel varış noktalarına ham petrol akışı ciddi bir kesintiye uğramış durumda. Katar’dan Avrupa’ya yönelen LNG akışı da normal hızında değil. Diğer yandan Avrupa’nın en büyük 2 konteyner operatörü Hapag Lloyd ve MSC körfez operasyonlarını durdurdu. Fiziksel arz krizinden önce fiyat krizi gelir. Petrol ve türevleri ile pek çok tüketim maddesinin fiyat artışları her yerde beklenmelidir. Jeopolitik risk hattı Bab el-Mendeb Boğazı için de geçerlidir. Önümüzdeki günlerde Husilerin batıracağı herhangi bir gemi Kızıldeniz hattında ciddi aksamalar yaratacaktır. Kısacası Enerji cephesi savaşın en kırılgan alanıdır. Körfez ülkelerinin altyapısı ve enerji üretim tesislerinin hedef alınması çatışmayı küresel sonuçları olacak ekonomik eşik noktasına taşımaktadır. Örneğin Suudi Arabistan’da ARAMCO’nun dev Ras Tanura terminal limanının hasar alması İran’ın şu ana kadar ki en ciddi meydan okumasıdır.

6. ABD ve İsrail hem saldırı hem de savunma amaçlı pahalı ve hassas silahlarını hızla tüketiyor. Savaş uzadıkça durum kritikleşiyor. ABD’nin önde gelen neoconlarından Yunan asıllı E. Oramiral Stavridis’in 1 Mart günü yayınladığı ve sonra ikaz üzerine kaldırdığı X mesajı her şeyi özetliyor: “ABD ve İsrail JDAM’lerden Tomahawk ve Patriot’lara kadar yüzlerce hassas güdümlü mühimmatı harcarken artık lojistiğe odaklanmanın zamanı geldi. Stoklar ne kadar derin? Savaşta gerçek profesyoneller nihayetinde lojistikçilerdir.”
7.ABD iç siyaseti açısından da risk büyüktür. Kısa ve sınırlı bir operasyon beklentisi uzayan bir yıpratma savaşına dönüşürse, Washington’da ciddi siyasi sonuçlar doğabilir ve başkanlık makamı açısından maliyet artabilir. Trump 1 Mart günü Mar A Lago’da başkente dönüşte ilk kez gazetecilere selam bile vermeden ve konuşma yapmadan aracına geçti. Amerikan kamuoyu Trump’ın Epstein dosyalarının gölgesinde İsrail çıkarları için önümüzdeki günlerde daha çok Amerikan askerinin ölmesini beklemesini söylemesinden rahatsız.

8. ABD ve İsrail, İran’da şüphesiz halkın ayaklanma safhası başladığında ucuz kan olarak İran Kürtlerini kullanacaktır. Rejimin devrilmesini ve Kürtlerin özerk bir yönetim kurmasını hedefleyen Irak’ta konuşlu İran Kürdistanı Siyasi Güçler Koalisyonunun ABD müdahalesinin rejimi zayıflatması hâlinde harekete geçmeye hazır olduklarını belirtmesi ve bu grup içinde PKK/PYD uzantılarının (PJAK) varlığı Ankara’nın öncelik güvenlik endişesi olmalı ve İran yönetimi ile her türlü iş birliği sağlanmalıdır. Suriye’de yapılan hata burada tekrar edilmemelidir. Tekrar hatırlatalım. İsrail uçakları İran’a Suriye hava sahasından saldırıyor.

9.Özetle üçüncü gün itibarıyla genel tablo şudur: İlk taktik sürprize rağmen İran rejimi çözülmemiş, halk ayaklanma yerine aksine kenetlenmiş, komuta yapısı devam etmiş ve karşılık verme kapasitesi korunmuştur. Rejim değişikliğini hedefleyen operasyon askeri bir çatışmanın ötesine geçerek, psikolojik savaş, asimetrik maliyet dengesi, enerji güvenliği ve büyük güç rekabeti bağlamında sistemik bir kırılma anına dönüşmektedir. Kırılmadan en çok etkilenenler sadece İran ve İsrail değil, ABD müttefiki Körfez ülkeleridir. Çatışmaların durdurulma iradesi Trump’a aittir. Ancak onun kararını da Epstein dosyaları, ABD İsrail lobisi ve neoconlar yönlendirecektir. Vatanı ve bayrağı olmayan finans kapitalin savaş uzadıkça kumar masasında kaybettiklerinin derecesi de şüphesiz neoconlar ve İsrail lobisini baskılayacaktır. Ancak her durumda belirleyici olan İran halkının direnme kapasitesidir.
10. İran İsrail&ABD savaşının genel değerlendirmesini bu akşam (2 Mart 2026) saat 20.00’de kendi YouTube kanalımda yapacağım. Kanalımın linki aşağıdaki gibidir:
https://www.youtube.com/@CemGurdenizz
Kaynak: