MEHMET GALİK
Dersim’de Yılbaşı Gağan Kutlamaları
Dersim’de yılbaşı (Gağan), yöreye özgü farklı ritüellerle kutlanırdı. Yılbaşı, dinî günler gibi 29, 30 ve 31 Aralık’ı kapsayacak şekilde üç gün sürerdi. Bu günler boyunca evin içinde elle veya satırla odun kırılmazdı. Odun kıranların yıl boyunca hayvanlarının ayağının kırılacağına inanılırdı. Kapalı mekâna bilerek su serpenlerin, süt sağımı sırasında sütlerinin döküleceğine inanılırdı. Bu nedenle kayalı olanlara bilerek su serpilmezdi.

Bu üç gün boyunca en az bir gün oruç tutulurdu. Ancak oruç tutma kuralına genellikle kadınlar uyar, erkekler pek oruç tutmazdı.
Yılbaşı Eğlencesi: Khal (Dede)-Fate Oyunu
Köyün gençleri, ailelerinden ayrı olarak birlikte eğlenirlerdi. En güzel eğlenceleri “Khal-Fate” adıyla organize ettikleri oyunlardı. Gençlerden biri yaşlı dede kılığına girerdi: şalvar, şapka, uzun palto giyer, paltoyu varsa askerî palaska ile bağlardı. Kadın rolüne giren ise genç ve güzel gösterilecek şekilde giydirilirdi.
Bir grup genç, giydirdikleri Khal-Fate’yi alarak davul-zurna eşliğinde köyü dolaşmaya başlardı. Gittikleri yerde ev geniş ve oynamaya elverişli ise oraya giderlerdi. Komşular da davul sesini duyunca eğlenceye katılırlardı. Eğlence basit bir tiyatro ile sona ererdi. Oyunun senaryosu kısaca şöyleydi:

Halay sırasında gençlerden biri Fate’yi kaçırır ve seyircilerin arasına saklar. Bunun üzerine biri “Khal, Fate’yi kaçırdılar!” diye bağırır. Khal sağına soluna bakar, Fate’yi bulamayınca belindeki palaskayı çıkarır, önüne gelene vurmaya başlar. Gençler, kimin dayak yemesini istiyorsa onu Khal’e “şu kaçırdı” diye şikâyet eder, Khal de ona daha çok vururdu.
Yeterince eğlenildiğine kanaat getiren Khal, bayılmış gibi yaparak yere uzanır. Davul çalmaya başlar, Fate saklandığı yerden çıkar ve oyuna katılır. Khal, bir türlü uyanmaz. Bunun üzerine Fate eteğini Khal’in burnuna sürer. Fate’nin kokusunu alan Khal, ayağa kalkar ve oyuna katılır. Eğlence yeterli bulununca davul ve zurna susturulur. Ev sahibi gençlere eksiklerini sorar, ihtiyaçlarını karşılayarak onları başka bir mahalleye uğurlar.

Zervet Geleneği
Evlerde yılbaşı gecesi zervet (babuko) yapılır. Hamuru yoğrulurken içine iki adet küçük ağaç parçası konur. Bu parçalar kimsenin göremeyeceği biçimde zervetin içine saklanır. Ağaçlar birbirine benzememelidir: biri ailenin hayvan varlığını, diğeri tarlalarını temsil eder.
Akşam sofrada herkes zervetin içindeki ağaç parçasını bulmak için yarışır. Parçayı gören kişi bunu baba veya anneye gösterir; çünkü ağacın neyi temsil ettiğini onlar bilir. Baba, hayvan varlığını temsil eden ağacı bulana “Bütün malımız senindir” der. Araziyi temsil eden ağacı bulana ise “Tarlaların hepsi senindir” der.

Yeni Yılın İlk Suyu Kutsal Sayılır
Yeni yılın ilk suyu kutsal ve temiz kabul edildiğinden, akşamdan evin gençlerinden biri bu suyu getirmekle görevlendirilir. Şafak sökerken yola çıkan genç, evin yakınındaki çeşme veya dereden bir kova su getirir. Getirilen su; önce uyuyan ev halkının üzerine, ardından ahır dâhil evin diğer bölümlerine serpilir. Gencin bu hizmetine karşılık aile büyüğü ona bir hediye verir; örneğin ‘Şu koyunun kuzusu artık senindir,’ diyerek gönlünü alır.
(Pülümür Haber, 28 Aralık 2025)